Basketbol ve Bize Öğrettikleri

Burada çoğunlukla basketbolun bize öğrettiklerini ama biraz da hayatı gözlemleyeceğiz…

***Tayfun Gözünden***

Jan Vesely-İstersen Yaparsın!

Merhaba;

Bu yazıma size basit bir soru sorarak başlamak istiyorum: Bir sporcu/oyuncu çok isterse, çok çalışırsa ya da ne biliyim bir şekilde azmederse sizce aşama kaydedebilir mi? Mesela hiç yapamadığı ya da eksik yaptığı bir yönünü geliştirebilir mi?

Bence evet.. Nasıl mı? Gelin buna cevap vermeden önce size biraz  Jan Vessely’yi anlatayım. 

Jan Vesely… Basketbolla ilgilenenlerin %100 bildiği; bilmeyen ilgilenmeyen kişilerin de (mesela sevgili kayınvalidem)  bir şekilde duyduğu profesyonel bir basketbol oyuncusudur kendisi. Şu anda Fenerbahçe Basketbol takımında spor hayatını sürdürmektedir.

Söyle bir sporcu geçmişine bakış atarsak; 24 Nisan 1990 tarihinde Çekya’nın Ostrava şehrinde dünyaya gelmiştir. https://www.fenerbahce.org/detay.asp?ContentID=51267

Altyapıda Çek Cumhuriyeti’nin BK Snakes Ostrava ekibinde forma giydi. 2007-2008 sezonunda Slovenya’nın yolunu tutan ve Slovan Ljublijana’ya transfer olan Vesely, kariyerinin en önemli adımlarından birini, bir sonraki sezonda Partizan’a geçerek attı.

Uzun boyu ve atletizminin yanı sıra üstün top hakimiyeti ile dikkat çeken Jan Vesely, transfer olduğu 2008-2009 sezonundan itibaren Partizan ile Euroleague’de forma giydi. Genç oyunculara verdiği önemle bilinen Partizan’da, Dusko Vujosevic yönetimi altında ilk sezonunda Euroleague’de Play-Off turuna kadar kalmayı başaran Vesely, 2009-2010 döneminde ise takımıyla birlikte Final Four’a yükselmeyi bildi.

2010-2011 sezonunu da Partizan ile geçiren Vesely, Avrupa’nın en önemli forvetlerinden (power forvet) biri olarak anılmaya başladı.

Partizan forması giydiği dönemde Euroleague’de en yüksek verimlilik puanına 2 Mart 2010’da Barcelona karşısında ulaşan Vesely, karşılaşmayı 27 verimlilik puanı ile tamamladı. Vesely’nin aynı karşılaşmada topladığı 15 ribaund, oyuncunun bu alandaki en yüksek Euroleague istatistiğiydi.

Avrupa’da forma giydiği yıllar boyunca Vesely, Partizan ile birlikte üç Sırbistan Ligi şampiyonluğu ve üç Sırbistan Kupası şampiyonluğu kazandı. Belgrad ekibinin üç sezon boyunca Adriyatik Ligi’ni kazanmasında da büyük pay sahibi olan Vesely, 2010 yılında FIBA tarafından “Avrupa’nın En Değerli Genç Oyuncusu” seçildi. Çek yıldız, Euroleague’in Yükselen Yıldızı ödüllerinde de 2010 yılında ikincilik, 2011 yılında da üçüncülük elde etti.

Çek yıldız, 2011 NBA Draft’ında Washington Wizards tarafından 6. sırada seçildi ve kariyerine kıta dışında devam etmeye başladı. 2011-2014 yılları arasında Washington forması giyen Vesely’nin NBA’deki son durağı, Denver Nuggets oldu. NBA’de toplam 162 karşılaşmaya çıkan Jan Vesely, maç başına ortalama 3,6 sayı ve 3,5 ribaund üretti.

Jan Vesely, 2014 yılında transfer olduğu Fenerbahçe’de forması giydiği dört sezonda hem dört hem de beş numaralı pozisyonlarda (power forvet ve pivot) oynadı. Vesely, özellikle 2015-2016 sezonunda harika bir performans gösterdi. 2016 yılının Ocak ayında “En Değerli Oyuncu” seçilen Vesely, sezon sonunda da Euroleague En İyi Beşi’nde kendisine yer buldu. 

Nasıl epey etkileyici bir özgeçmişi var değil mi? Hatta bu adam için belki de bu iş genlerinde var, sporcu olmak için doğmuş bile diyebiliriz. Neden mi? Çünkü Jan Vesely eski bir basketbolcu baba ve eski bir voleybolcu annenin iki çocuğundan biridir. (not kızkardeşi de sporcudur ve basketbol oynamaktadır)

Bilmeyenler için Vesely’nin özelliklerini şöyle özetleyebiliriz: İnanılmaz atletik bi uzundur, muhteşem smaçları vardır, pota altından durdurulması güç bir tehdittir, istikrarlı ve güçlü bir oyuncudur. Demir gibi bir adamdır yani…

NBA’de 6. sıradan draft edilmesi Washington Wizards ve Denver Nuggets’da oynaması hep bu özellikleri sayesindedir.

Kariyerinde eksik olan kupa kazanma motivasyonu kartını kullanarak (ve iyi bir ücret vererek tabi…) Fenerbahçe Basketbol takımına transfer edilmesi kulüp açısından doğru bir hamle olmuştu.

Kulüp tarihinin çok önemli figürlerinden biri haline gelecek olan Vesely takımın bir üst seviyeye geçmesini sağlayan önemli bir oyuncu oldu.

Kariyeri boyunca serbest atış çizgisinden istikrar sağlayamamış bir oyuncu olması kafalarda soru işaretleri bıraksa da diğer güçlü özellikleri onun hep aranan ve sevilen bir oyuncu olmasını sağladı.

(Hem Partizan’da hem de şimdilerde Fenerbahçe’deki gibi taraftarlarla özel bir bağ kurması da aranan oyuncu olmasının en büyük nedenidir!)

Serbest atışlarda yaşadığı sıkıntı rakiplerin ona bir taktik olarak (bir dönem LA Lakers’ın dominant pivotu Shaquille O’Neal’a yaptıkları gibi) oyun içerisinde ekstra sert fauller yapmasına ve onu serbest atış çizgisine yollamasına sebep oluyordu.

Not: hatırlayan hatırlar, bir dönem bu fauller epey popüler bir taktikti. “Shaq Stoper” olarak da adlandırılsa da aslında bence çok ucuz bir numaraydı. (bizlerin bildiği anlamda Yugoslav Faul’üydü) https://eksisozluk.com/yugoslav-faulu–175300

Aman canım ne olacak, adam Süperman gibi bişey olmaz diyebilirsiniz ama OLDU. Sırf bu yüzden 2015-2016 sezon sonundaki finalde hem Fenerbahçe hem de kendisi Berlin’deki o dramatik CSKA Moskova maçında (ben ve oğlum da oradaydık, yaşadığımız hayal kırıklığı ve üzüntü tarif edilemez) Euroleague kupasını kazanmaktan mahrum kaldılar.

Tüm sezon boyunca 43/95 oran yani %45.3 gibi rezil bir yüzde ile faul atışlarını yapan Jan; o gece de 1/10 ile yani tam %10 ile faul atarak kötü yazgısını devam ettirdi.

Rivayet odur ki; 2016 yılı sonunda biten sözleşmesini 3 yıllık yenilerken Obradoviç kendisinden serbest atış yüzdesini düzeltmesini şart koşmuştur.

Belki Obradoviç korkusundan belki avucunun içinden kayıp giden Euroleague kupasının verdiği hırstan; Vesely çok çalışarak eksik kaldığı FT (Free Throw) yüzdelerini her sezon düzeltip geliştirmeyi başardı.

Sırasıyla;

  • 2016-2017 sezonunu %55.7 (68/122) – o sezon şampiyonluk geldi….
  • 2017-2018 sezonunu %70.7 (106/150) ile tamamladı.

Yazının başına dönersek ve o soruyu (bir insan/bir sporcu çok çalışırsa aşama kaydeder mi?) düşünürsek cevabım şu olurdu.

“Evet, neden olmasın?”‘

Bakmayın siz günümüzün yozlaşmış Türkiyesindeki “işi bilecennn işe gitmeyecennnn. Nerden geliyon derlerse işten diyeceeen” anlayışına!

Özellikle bu blog’un hedef kitlesi olan genç sporcular, basketbolculara tavsiyem şudur.

Çalışın, hem de çok çalışın, moralinizi hiç bozmayın, hiç vazgeçmeyin çünkü çalıştıkça sizler emin olun hayat eninde sonunda size hayallerinizi gerçekleştirme, istediğinizi elde etme imkanını verecektir…

Bu ülkenin sizin hayal etmenize, çalışmanıza ve hayallerinizin karşılığını almanıza, mutlu olmanıza ihtiyacı var…

Sevgiler

Tayfun K.