Basketbol ve Bize Öğrettikleri

Burada basketbolu ve bize öğrettiklerini gözlemleyeceğiz…

***TayfunGozunden***

EUROLEAGUE FİNAL 4 / 2011-2012 SEZONU / MUHTEŞEM FİNAL

Merhaba;

Bugun size yine bir efsane Euroleague Final 4’unu; muhteşem finalini anlatmak istiyorum.

Yıl: 2011-2012 sezonu

Yer: İstanbul, Türkiye

Salon: Sinan Erdem Spor Salonu

Tarih: 11-13 Mayıs

2011-12 sezonu başlarken kurulan kadrolar itibariyle sezonun favorileri aşağı yukarı belliydi.

  • Panathinaikos
  • Olympiacos
  • Maccabi Electra Tel Aviv
  • CSKA Moskova
  • FC Barcelona Regal

Neredeyse tüm otoriteler başta CSKA Moskova ve FC Barcelona olmak üzere bu takımlardan birinin şampiyon olmasını bekliyordu….

Nasıl beklemesinler ki? Kadrolara ve coachlara bir bakar mısınız?

Panathinaikos’da Coach Zeljko Obradovic önderliğinde; Dimitris Dimantantidis, Nick Calathes, daha sonraki yıllarda Fenerbahçe Ülker forması ile izleyeceğimiz Mike Batiste, Sarunas Jasikeviciıus, Romain Sato, yine EfesPilsen formasını giyecek olan Stratos Perperoglou…..

Olympiacos’ta Coach Ivkovic önderliğinde; Vassilis Spanoulis, Printezis, Papanikolau, Acie Law, daha sonraki yıllarda yine Fenerbahçe’de izleyeceğimiz Kostas Sloukas, Pero Antic…..

Maccabi Electra Tel Aviv’de Coach David Blatt önderliğinde; Tedoros Papaloukas, Keith Langford, Schortsanitis Sofoklis, Devin Smith….. 

CSKA Moskova’da Coach Kazlauskas önderliğinde; Milos Teodosic, bir önceki sezon Fenerbahçe’de olan Darjus Lavrinovic, Nenad Krstic, Andrei Krilenko, şu aralar Khimki’nin herseyi olan Alexy Sheved, Siskauskas…..

FC Barcelona Regal’de Coach Xavi Pascual yönetiminde Marcelinho Huertas, Juan Carlos Navarro, Lorbek, su anda NBA’de Utah Jazz’da oynayan Avustralyalı Joe Ingles, dominant İspanyol pivot Fran Vasquez…..

Bu arada bir parantez açayım ve dip not ekleyeyim…

Temsilcilerimiz Anadolu Efes ve Fenerbahçe Ülker TOP 16 turundan çıkamayıp playoff’lara kalamadan elendiler…

O sezon Anadolu Efes’i Ilias Zouros çalıştırıyordu ve kadroda Kerem Tunçeri, Sinan Güler, Cenk Akyol, Kerem Gönlüm’ün yanı sıra Tarence Kinsey, Sasha Vujacic, Dusko Savanovic gibi yabancılar vardı….

Fenerbahçe Ülker’i ise Neven Spahija çalıştırıyordu ve kadroda Mirsad Türkcan, Engin Atsür, Oğuz Savaş, Emir Preldzic, Kaya Peker’in yanısıra James Gist, Bojan Bogdanovic, Roko Ukic, Marco Thomas gibi yabancılar vardı….

Neyse parantezi burada kapatalım ve devam edelim…

Playoff maçlarında beklendiği gibi Olympiacos, CSKA Moskova ve FC Barcelona Regal rakiplerini eleyerek Final 4 biletini kolayca aldılar.

Playoff’un o sezon en zorlu eşleşmesinde ise bir önceki senenin şampiyonu Panathinaikos 5. Maçta OAKA’da Maccabi Electra Tel Aviv’i 1 sayı farkla (86-85) geçerek Final 4 biletini alan son takım oldu.

Böylece Final 4 takımları belli olmuştu. Yazının başında belirttiğim gibi Final 4 o sezon İstanbul’da Sinan Erdem’de oynanacaktı.

O yıllarda Türk Takımları olarak nasıl kadro kurarsak kuralım final 4 ‘a bir türlü ulaşamıyorduk.

O sezonda bir istisna olmadı ve final 4’daki muhteşem kadrolara sahip bu 4 takımı İstanbul’da izleyecek olmanın verdiği his ile avunmak zorunda kaldık….

Neyse; gelelim Final 4’a….

11 Mayıs Cuma günü İstanbul’da Sinan Erdem Spor Salonunda ilk maç 2008 yılı şampiyonu CSKA Moskova  ile bir önceki yılın şampiyonu Panathinaikos arasında oynandı….

Maça muhteşem başlayan ve hemen üstünlüğü ele geçiren Panathinaikos ilk çeyreği 29-15 önde kapattı. 2. Çeyrekte ise muhteşem savunma yapan ve adeta rakibine nefes aldırmayan CSKA Moskova sadece 5 sayı atmalarına izin verdileri panathinaikos’u çeyrek bitiminde yakaladılar. (32-32) Son hucumda Mike Batiste ile sayı bulan Panathinaikos devreye 32-34 önde girdi. 

3. Çeyrekte maçı tamamen kontrol eden ve öne geçen CSKA Moskova bu periyodu Sheved ve Krilenko sayıları ile 55-51 önde kapattı. 4. Çeyrekte’de Panathinaikos’un yaklaşmasına izin vermeyen Rus ekibi Teodosic 38 saniye kala attıgı 2 sayı ile maçı 66-64 kazanarak finale yükselen ilk takım oldu.

CSKA Moskova’da Andrei Krilenko (17 sayı, 9 ribaunt), Alexy Sheved (15 sayı, 5 ribaunt) ve Milos Teodosic (12 sayı, 6 ribaunt, 3 asist) ile etkili oldu.

Panathinaikos’ta ise 5. Final Four unda ilk defa kaybeden Sarunas Jasikevicius (19 sayı, 3 ribaunt, 2 asist) ile oynarken kendisine Diamantidis (10 sayı, 6 asist)

Kostas Kaimakoglou (10 sayı, 8 asist) ve Mike Batiste (11 sayı, 4 top çalma) ile eşilik etti.

Günün diğer maçında Olympiacos ile 2010 şampiyonu FC Barcelona Regal karşı karşıya geldi. Maç öncesi ( en azından bana göre) Barcelona ağır ama çok ağır favoriydi. Maç başladığında Olympiacos yıldızı Sapanoulis’in skorer oyunu ile öne fırladı ve ilk çeyreği önde kapattı (17-11) 

2. Çeyrekte dengeyi sağlayan Barcelona geri gelmeye çalışsa da Olympiacos mücadeleyi bırakmadı (Sapanoulis sağolsun!!!) ve devreyi 33-29 önde kapattı. 3. Çeyrekten itibaren Barcelona çok güvendiği 3 sayılık atışlara yöneldi ve içerden oynamayı resmen unuttu.

Dış atış yüzdeleri de (Navarro’ya rağmen) belki de tarihlerindeki en düşük yüzde olunca (%15.8) Olympiacos’u bir türlü yakalamayadılar.

3. Çeyreği 50-47 geride kapayan Barcelona 4.çeyrekte Spanoulis’in sayı ve asistlerine engel olamayınca (ki maçın belki de en önemli asistini 16 saniye kala Dorsey’e yaptı) maçı ve finale kalma şansını kaybetti. (68-64)

Büyük bir sürprize imza atarak (bence) finale yükselen Olympiacos’ta Vassilis Spanoulis (21 sayı, 6 asist) ile oynarken ona Printezis (14 sayı, 4 ribaunt) ile eşilik etti.

Rezalet bir 3 sayı yüzdesi ile oynayan FC Barcelona Regal’de Navarro (18 sayı, 3 asist) ile oynarken kendisine Ndong (10 sayı, 5 ribaunt) ile eşlik etti.

Evet, bu sonuçla İstanbul’daki finalin adı belli oldu;

“CSKA Moskow – Olympiacos”

Gelelim 13 Mayıs 2012 Pazar gününe…….

Günün ilk maçı olarak oynanan ve bence tamamen vakit kaybı olan 3.cülük maçından (bu sezona özel değil, genel olarak tam bir vakit kaybı olarak görüyorum bu maçları…) hiç bahsetmeyeceğim size…

Ama illaki 1-2 cümle kurmam gerekirse bizim açımızdan ilginç olan maçı Recep Ankaralı’nın yönetmesiydi. (kendisini hiç sevmem ve hakemlik yerine politika yapan biri olduğunu düşünüyorum….)

Bunun dışında maçı Barcelona 74-69 kazandı ki bunu daha sonra Fenerbahçe’de de tecrübe edeceğimiz üzere bir Obradovic klasiğidir. Finale kalamadığı Final 4’larda 3-4 maçını genelde kaybeder kendisi….:)

FC Barcelona Regal’de Huertas (21 sayı, 3 asist), Joe Ingles (13 sayı) ve CJ Wallace (12 sayı, 4 ribaunt) ile oynarken

Panathinaikos’ta Diamantidis (17 sayı, 4 ribaunt), Aleks Maric (13 sayı, 11 ribaunt) ve David Logan (11 sayı, 3 top çalma) ile oynadı…

Günün ikinci maçı final maçı idi. Bu maçtan önce size yemin olsun Olympiakos taraftarları dahil kim şampiyon olur diye sorsanız her 10 kişiden 9’u CSKA Moskova derdi…. Ben şahsen diyordum….

Maç dengeli ama düşük skorlu başladı. İlk çeyrekte (10-7) CSKA üstünlüğü ile geçildi. Toplam da sadece 17 sayı bulunan bu çeyrek aslında maçın skor olarak kısır bir maç olacağını düşündürtüyordu.

2. Çeyrek ile beraber maça ağırlığını koyan CSKA farkı açmaya başladı ve Oly’ye karşı skorer kimliklerini ortaya koydular ve bu çeyrekte 24 sayı bularak devreye önde girdiler. (34-20)

3. Çeyrekte ise tam anlamıyla CSKA Moskova Fırtınası vardı… Hatta belki de kasırga diyebiliriz. Olympiakos’u her anlamda kitlediler ve çeyreğin bitmesine 1 dk 55 saniye kala farkı 19 sayıya çıkarttılar. (53-34)

Tam bu dakikada Ivkovic’in aldığı mola sonrası oyuna dönen Olympiakos oyuncuları adeta maça tekrar başladılar. Önce Sloukas’ın 1/2 ile bulduğu ilk sayı ile geri dönüşün fitilini yaktılar.  3. Çeyreği 53-40 geride kapatmalarına rağmen 4. Çeyrek ile adeta şaha kalktılar. 

Tam 14-0 seri buldukları bu sekansta maç boyu yokları oynayan Marko Keselj’in sol forvetten el üstü bulduğu 3 sayı ile farkı bir anda 53-48 indirdiler. Haa bu arada Keselj maçta başkada bir halt yapamadı onu da ekleyeyim.

Maçta sadece 11 dk süre alıp ne ribaunt aldı, ne asist yaptı, ne top çaldı. Bildiğiniz istatistik kağıdı BOMBOŞ idi onun adına….. Ama ne gam, Adam kaldırdı en kritik üçlüğü hem de el üstünde sokuverdi… (helal)

Bu geri dönüşte tabiki bizim Bay Sakal Spanoulis 15 sayısı ve büyük oyuncuyum ben duruşu ile katkı verdi ama olayın esas kahramanı hem hücum hem de savunmada olağanüstü oynayan Kostas Papanikalou idi!!!

Maçı 3/3 üç sayı; 2/2 iki sayı ve 5/6 serbest atış yüzdesi ile 18 sayı, 4 ribaunt, 1 top çalma ile tamamladı.

Neyse biz dönelim yine bu destansı maça….. 6.47 dakika kala maç 55-50 CSKA lehineydi. Bu dakika ile beraber Olympiakos insanüstü bir savunma yaptı… (işte yukarda yazdığım Papanikolau önderliğinde) Sadece 6 sayı attırdılar ve 12 sayı buldular…

Ve inanılması çok zor bir sonuç ile 62-61’lik bir galibiyet aldılar…. 

Maçın en kritik anı şuydu=> 9.7 saniye kala 61-60 CSKA Moskova öndeyken kendisine yapılan faul sonucunda (taktik fauldu ve Spanoulis yapmıştı) serbest atış çizgisine geldi Siskauskas!! 

Bakın Siskauskas diyorum size…. Adam 2007 de Pana ile, 2008 de CSKA Moskova ile üstüste iki kere Euroleague şampiyonu olmuş, 2007-2008 sezon MVP seçilmiş Litvanya milli takımının belkemiği bir oyuncudan bahsediyoruz…

Ve evet inanılmaz bir şekilde (yoğun ıslık ve uğultular altında) 2 atışın ikisini de kaçırdı….!!!! 

Ribaundu alan Papanikolau topu Bay Sakal’a (Spanoulis) teslim etti… Spanoulis kalan az süreye rağmen ortadan içeriye yüklenmek üzere hareketlendi, sonra topu soluna vurarak potaya yöneldi. Üzerine gelen iki kişilik savunmayı görünce topu son anda boyalı alanın dışında sol tarafta dip çizgiye yakın Printezis’e verdi. 

O da o artık kendisi ile özdeşleşmiş o ANTİ-Estetik (bayılıyorum ama o ayrı) hareketi ile sağ eliyle topu potaya (yarım bir çengel atışı diye tanımlayabilirim belki de) yolladı ve basketi buldu.

Bu basket ile Olymipakos 3. Çeyrekte 19 sayı geriye düştüğü maçta 0.7 saniye öne geçti ve maçı kazandı. (büyük alkış)

UNUTULMAZ MAÇ (tamamı)

Yunan seyircilerin salonu adeta yıkarak yaşadıkları sevinç görülmeye değerdi. Sadece 1 kere şampiyon olabildikleri (1997 yılında) ve ezeli rakipleri Panathinaikos’un gölgesinde kaldıkları bu dönemde muhteşem bir maç ile kupayı kazandılar…

MAÇ ÖZETİ

Aşağı yukarı 35-36 senedir basketbolu takip eden biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki izlediğim en büyük geri dönüşlerden biri idi bu maç…

Bu maç ile bir kere daha anlaşıldı ve teyit edildi ki (en azından benim tarafımdan);

  • Hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz!
  • Özellikle final maçlarının favorisi olmaz!
  • Karşınızdaki rakip kim olursa olsun, ne kadar güçlü olursa olsun PES etmezseniz, sonuna kadar mücadele ederseniz, tüm gücünüzü ortaya koyarsanız her zaman kazanmak için son dakikaya, son topa kadar şansınız olur!

Evet gençler, basketbolcu adayları dilerim yukarda bu yazdığım çıkarımlar size hem spor kariyeriniz hem de hayatınız için bir rehber , yol gösterici olur…

Deneyin bakın, inanın pişman olmayacaksınız…!!

Selamlar

Tayfun K.