Basketbol ve Bize Öğrettikleri

Burada basketbolu ve bize öğrettiklerini gözlemleyeceğiz…

***TayfunGozunden***

OLİMPİYAT YOLUNDA 12 DEV ADAM’DAN HAYAL KIRIKLIĞI -SEBEPLER ve ATILMASI GEREKEN ADIMLAR

A Milli Basketbol Erkek Milli Takımımız Tokyo Olimpiyat elemeleri maçlarında geçtiğimiz cumartesi gecesini pazara bağlayan gece Yarı Finalde Yunanistan ile karşılaştı. 

Maç öncesi (bence büyük sürpriz) Çekya’nın bu grubun favorisi olan Kanada’yı uzatmada yenerek elemesi hem Milli Takımımızın hem de Yunanistan’ın iştahını kabartmıştı…

Maça bu bilinçle başlayan Millilerimiz Furkan’ın art arda bulduğu (2+1) sayılarla (9-4) öne fırladı. 

Rick Pitino’nun ilk molasından sonra da skorer ve hırslı oyununu devam ettiren 12 Dev Adam (3.26 dk kala) 15-4 öndeydi. Bu dakikadan sonra savunmayı sertleştirmek adına oyuna alınan Yunan oyuncu Kavvadas güreş tarzı bir stille Millilerimizi yavaşalatsa da ilk çeyreği önde kapatmayı başardık. (22-8)

İlk çeyrekte başarı ile uyguladığımız “pota altına giderek sayı ya da dışardan boş şut bulma” stratejimiz Yunanistanın 2.çeyrekteki sert savunması ile sekteye uğradı.

2.çeyreğe (5-0) seri ile başlayan mavi beyazlılar adeta yeniden doğdular. Bu periyotta devreye giren sürpriz isim Olympiacos forması giyen Larentzakis oldu. Maç boyunca attığı 14 sayının 8’ini buçeyrekte potamıza yollayan Yunan oyuncu takımının kendine gelmesini sağladı. 

Krizden Doğuş’un sayısı ve Sertaç’a yaptığı asist ile çıkan milli takımımız çeyrek sonunda gereksiz 2 faul yapsa bile soyunma odasına 7 sayı farkla üstün gitti. (34-27)

3. çeyrek açık konuşmak gerekirse gerçekten berbat oynadığımız bir çeyrekti. Calathes’in üst üste 4 sayısı ve sonra Sloukas’ın zorlama bulduğu üçlük aslında Milli takımımızı hafiften paniğe sürüklemeye başladı. Kaptan Melih ile sayılar bulsak bile savunmamız yerleşmeden Calathes üzerinden yediğimiz sayılar iyice dengemizi bozdu. Sonuçta 7 sayı önde girdiğiniz çeyreği 4 sayı geride kapattık (47-51)

Herseyin belli olacağı karar periyoduna aslında iyi başladık. Furkan ile bulduğumuz 2 üçlük ile ritim yakalamışken basit top kayıpları yapan 12 dev adam ard arda sayılar yedi ve 5 dakika kala 9 sayı geriye düştü. 

Bu dakikalardan itibaren iyice panik butonuna basan milliler sallama şutlar ile çember dövünce fark iyice açıldı ve maalesef ayağımıza kadar gelen Olimpiyat fırsatını ağır bir yenilgi ile teptik. ((63-81)

İşin daha da acısı favori gösterilen Kanadayı uzatmalarda mağlup eden Çekya finalde Yunanistan’ı (25 sayı farkla) yendi ve Olimpiyatlara katılmaya hak kazandı.

Ki biz bu Çekyayı grup maçlarında 15 sayı ile yenmiştik… 

MAÇ ÖZET

Yazık oldu gerçekten çok yazık oldu…

Gelin hatalarımız (bence) nelerdi? bir bakalım isterseniz;

  1. Hatalı Kadro Seçimi: Aslında kadronun çoğunda kesinlikle bir hata bulamam ama Larkin sakatlandıktan sonra bir oyun kurucu takviyesi yapmamak büyük acemilik oldu. Berk Uğurlu’da turnuvada sakatlanınca devşirme guardlarla oynamak zorunda kaldık. (Bu sezonki Fenerbahçe Beko’nun yaşadığı problem)
  2. Turnuva Takımı Olamama: Sadece kendi ülkemizde düzenlenen turnuvalarda başarılı olabilen bir basketbol takımımız var. Evet; acı ama gerçek bu.. Bunun nedenleri etraflıca değerlendirmemiz gerekiyor. Kamp sırasında mı yoksa kamp ortamında mı bir şeyler oluyor bilmiyorum ama yurt dışına çıktığımız anda bize bir şeyler oluyor… Bunun çok teknik sebeplerden ya da farklı çalışma metodları yüzünden olduğunu düşünmüyorum. Bence sebep biraz psikolojik… Özellikle NBA’de oynayan oyuncularımız üzerinde inanılmaz negatif bir baskı oluşuyor (ya da oluşturuluyor) Bunu engellemek için mutlaka ama mutlaka psikolojik destek alınması gerekiyor. (Belki Mehmet Okur’un kadroda olması o anlamda da kısmen fayda sağlamış olabilir) Mutlaka bir spor psikologunun / ya da eğitimli eski bir oyuncunun ağabey sıfatıyla 24 saat oyuncuların yanında olması gerekiyordu. (Mesela; Tunç Girgin)
  3. Koç Konusu: Yanlış anlamayın ben şahsen Orhun Ene’yi çok sever ve saygı duyarım. Hatta çok iyi; çok deneyimli bir koç olduğunu da düşünüyorum ama bizim kısa turnuvaları iyi oynatabilecek bir koça ihtiyacımız olduğu aşikar… Kenarda enerjisi ile maçın içerisinde daha fazla olabilmesiyle ünlü biri / birileri..
  • Kısacası profil olarak Ergin Ataman profilinde birini hayal ediyorum… Hafif çılgın ama sonuç alabilen biri… Sayın Ergin Ataman’ın yaşadıkları, yaşattıkları ve en önemlisi aşırı yüksek egosu problem yaratacağına göre bence bu iş için en uygun kişi Selçuk Ernak’tır… Haa derseniz ki onu öyle kısa süreçlerde harcayamayız; o zaman eski Gaziantep Basketbol antrenörü Nenad Markovic gibi birini takımın başına getirip Supervisor olarakta Orhun Ene’ye / Oktay Mahmudi’ye bağlayabilirsiniz…
  • Çünkü maalesef uzun vadeli programlar, yeni jenerasyonlar yetiştirmek gibi hedefler Milli Takımımızı sadece sıradan bir turnuva katılımcısı takıma dönüştürmekten öteye gitmiyor!!

Ayağımıza kadar gelen fırsatı teptik ama hala geç kalmış sayılmayız… Bana göre bu gidişatın sebepleri ve reçetesi yukarıda… Umarım Türkiye sınırları dışında da KALICI başarılar elde eden ve iyi sporcular yetiştiren bir ülke olabiliriz…